7 Aralık 2010 Salı

2. Dolls- Bebekler Takashi Kitano

   Bebekler, bir film olmanın ötesinde, melankolik, aşırılıktan uzak bir romantizmin  enfes görüntüler eşliğinde anlatıldığı lirik ve destansı bir masal aslında. Yada insanoğlunun yaşadıklarının çok da geçmişle ayrışmamasından yola çıkarak soran bir film: "Bir insan başka birini en fazla ne kadar sevebilir?”.
   Bu size neşe vaadetmeyen bir film. Kalbine ihanet eden erkekleri, yaptığı yanlış tercih ile sevdiklerinin hayatı mahvolmasına rağmen, o tercihe sahip çıkan ve bedelini ödemek isteyen yani sadakat sahibi insanları, aynı parka her gün yıllar boyunca gelip, sevdiği insanı bir kap yemekle bekleyecek kadar tutkulu ve saf aşıkları, yokolup giden hayatları,  geri dönülmez yanlışları ve pişmanlıkları ve dibine kadar platonik bir aşk hikayesini anlatan bir film.  En çarpıcı sahnelerinden birinde, sevdiği adamı yıllarca bekleyen kadının yüzündeki sessiz gülümseyişi ile "acı aşk"ın filmi. Filmde aşkı, acının yer ettiği her ilişkide arayan Kitano, bunu bir yaşam üzerinden anlatırken adeta bunu bir tez olarak ortaya koyup ispatlamaya çalışır gibi karşımıza benzer bir kaç örnek de sunuyor. Söz gelimi aşkını yılar önce bir parkta bırakıp giden mafya patronu, sevdiği pop yıldızına, uğruna büyük fedakarlıklar yapabilecek kadar aşık olan trafik görevlisi gibi. Filmde sürekli karşımıza çıkan flash back / flash forward ilişkili sahnelerde çiftlerin mutlu oldukları anlara kısmen de olsa şahitlik ediyoruz, ama bu sahnelerde de bir durağanlık ve genel anlamda soğuk tonlar hakim. Sanki tüm bu mutlu anlarda karakterlerin yaşadığı aşkın varolmadığını belgelemek isteyen yönetmen, dönüp dolaşıp tezine geliyor, "aşk ancak birlikte duyulan acı hissi varoldukça yaşanabilir". Zaten bu hüzünlü yol filmindeki "dört mevsim aşk"da  ana karakterlerimiz acı çekerek aşkı yaşıyorlar.Dört mevsim boyunca acı eşittir dört mevsim boyunca aşk.

  Uzakdoğu sinemasını, batı sinemasından –italyan ve kuzey avrupa sinemasını dışarıda bırakırsak- özellikle de Hollywood sinemasından ayıran en önemli özellik, gerçeklik ve sahicilik hissini size daha iyi vermesidir. Çoğunlukla Hollywood stüdyo filmlerini ya da dizilerini izlerken, bu filmlerde gördüğünüz hiçbir duygu size sahiciymiş gibi gelmez. Ne kahramanlarının yaşadığı aşk duyumsanabilir, ne varsa bir tutku, ne kahramanın intikam duygusu, ne de ölüm acısı. Acı çeken, intikam besleyen, yada mutlu olan kahraman ile kendinizi bir türlü özdeşleştiremezsiniz. Bu Hollywood sinemasında çok az filmin başarabildiği ama uzakdoğu sinemasında çoğunlukla başarılan bir olgudur. “Oldboy-İhtiyar delikanlı” nasıl 15 yıl neden bir hücrede tutulduğunu bilmeyen bir adamın intikam hissini size bütünüyle hissettiriyorsa, işte aşk, tutku gibi kavramları da “Dolls-Bebekler” size bütünüyle hissettiriyor, bir anda filmin kahramanları ile kendinizi özdeşleştiryorsunuz.
   Dolls(Bebekler) , akıp giden mevsimler eşliğinde, depresif, tutkulu, iç burkan, yürek ağrıtan, dokunaklı, şiirsel, insanın içine işleyen bir film. İnsanın hayatında yaptığı iyi yada kötü her tercihe sahip çıkması gerektiğini, insanın içini acıtan bir öyküyle, renklerin, mevsimlerin ağır ağır değişimiyle anlatırken, tutkunun ve aşkın insanı ne kadar hassas hale getirdiğini gösteriyor, tarifi imkansız olan bu iki duyguyu elinden geldiğince tarif etmeye çalışıyor.  Görsel açıdan sinema tarihinin en iyi filmlerinden birisi olarak tarif edilebilir, mevsimlerin, renklerin değişimini izlerken büyüleniyorsunuz, sahnelerin her biri usta ressamların elinden çıkma tablolar gibi yada filmi izlerken bir fotoğraf üstadının sergisini gezer gibisiniz, üstelik tüm bu fotoğrafik yapı, mükemmel bir komposizyonla bir araya gelirken sizi tercih, bağlanma, vefa, tutku, aşk, samimi olan ile sahte olan  kavramlarını sorgulama imkanı sunuyor.

3 hikaye, 6 kahraman ve hepsi kaybediyor. Bu bir kaybedenler filmi. Bu film, bir yatakta suratınızı okşayan hafif serin rüzgarın verdiği hissi yada sessiz bir parkta yaprakların hışırtısının verdiği huzuru size  veren bir film, ama yönetmen, aşkta kazanmanın hiçbir zaman mümkün  olmadığını anlatıyor belkide..

0 yorum:

Yorum Gönder